Bazen Hayaller Gerceklesir

13 Şubat 2014 Perşembe

Evrene mesajım ve bugünlerde ki heyecanım

Uçasım var bu aralar...
Kaç gündür kendimi o kadar ağır hissediyorum ki,umarım aldığım kilolardan değil sadece ruhsal bir geçiştendir :) Ne sabahları ofise giden yol bitiyor ne de akşamları eve giden...Eve gittiğimde ise üzerimee lap diye çöken ağırlıktan kımıldayamıyorum.1 gram enerjim varsa o da ruhunu teslim ediyor!
Evrene mesajım;bol enerji lütfen!!!
Bir önce ki postta anlattığım Bostancı/Yeşim'in Yeri'ne gideceğiz 14 Şubat Cuma günü,maksat sevgililer gününü kutlamak değil bizim için.Lorke Grubumuzun bu ay ki buluşmalarından birini gerçekleştireceğiz.E madem öyle hadi her beraber sevgililer gününde birlikte olalım dedik ve organizasyon yerini de seçtik.Eğlenceli,dost muhabbetli bir akşam bizi bekliyor kısaca...
Bu arada hemen diğer bir heyecanımı yazayım sizlere, bu mekan için 80 adet kalp kurabiye siparişi hazırlıyorum.Her masada kurabiyelerimi görmek benim için ayrı bir heyecan ve mutluluk olacak.
Klasik olacak belki ama;bir günümüzün değil her günümüzüm sevgi ve anlayışla geçmesi dileğiyle...

10 Şubat 2014 Pazartesi

Ve en sonunda www.kurabiyecafem.com yayında...

Herkese merhabalar&mutlu haftalar,

Yoğun bir hafta sonundan sonra şuan nefes alıyorum diyebilirim.
Cuma akşamı keyifli,sazlı-sözlü bir akşam yemeği,ertesi günü evin kalkıp koptuğu bir temizlik ve pazar kurabiye çalışmaları...
Efo'nun senelerdir gittiği,benim Efo ile tanıştığımdan beri gittiğim çok güzel bir mekan var Bostancı'da,adı Yeşim'in Yeri...Bir de canlı müzik eklemişler ki sormayın,keyfe keyif kattı gerçekten.İsmini anımsamıyorum ama sesi gayet güzeldi kendisinin.Taverna tipi,piyanist şantor mü desem :) İlk başta arabesk haricinde isteklerinizi bekliyorum dese de ne Kum Gibi kaldı okumadığı ne de İbo'dan Sarhoş :) Tam 7 saat mekanda zaman geçirmenin sonunda sıkıldığımızdan değil,gecenin 2 oluşundandı oradan ayrılmamız :)

Gelelim Kurabiye Cafem'e...
Öncelikle belirtmeliyim ki yaklaşık 2 haftadır GeCe Design ile tasarım heyecanını doya doya yaşadım.Header ve site tasarımım tam anlamıyla istediğim gibi oldu.Kararsız kaldığım noktalarda kendisine bıraktım ve hiç yanılmadım.Oldukça sabırlı ve işini bilen bir tasarımcı olduğunu söyleyebilirim.Kendisine buradan da kucak dolusu sevgiler iletiyorum.
Pazar günü yine kalp kurabiyelerime devam ettim.
Ve artık yaptığım kurabiyelerimi evlerinde sergileyebiliyorum :)
www.kurabiyecafem.com u diğer görseller için ziyaret edebilir,vaktinizin yettiğince görsel tura katılabilirsiniz :)
Hepinize sevgiler,mutlu kalın.





3 Şubat 2014 Pazartesi

Seker hamurlu hayallere devam...

Merhabalar herkese,



Özellikle yılbaşı zamanlarında kar tanesi süsü en sevdiklerimdendir.Simli simli,büyük kar taneleri her zaman bana huzur verir.Geçtiğimiz senelerde dostumun gönderdiği bir hediye paketinin içinden çıkmıştı,Finlandiya'dan bana uzanan kar tanelerinden esinlenerek,hafta sonu bu kurabiyeleri yapmak istedim.

Sonrasında da birkaç diş buğdayı denemesi geldi,


Seker hamurlu hayaller devam edecek,mutlu haftalar...

29 Ocak 2014 Çarşamba

Kurabiyeden mutluluklar...

Dün evde olmanın verdiği özgürlükle kendimi birkaç saatliğine mutfağa adadım;






Sevgiler...


27 Ocak 2014 Pazartesi

Lorke Grubu ile haftasonu...

Dolu dolu,mutlu bir hafta diliyorum...

Koşturmacalı geçen bir hafta sonu ertesi ofisteyim.İstanbul bugün ıslak ve soğuk.Sabah gelirken resmen kulaklarım dondu diyebilirim,''üşümeyi özledim'' dediğim günlere selamlar :) Kış geri geldi kısaca,iyi ki de geldi çünkü artık dört mevsimi layıkıyla yaşayamaz olduk.
Cumartesi akşamına döneyim...
Lorke grubu adını verdiğimiz 8-10 kişilik bir arkadaş grubumuz var,ayda 1 ya da 2 toplanıyor ve hazırladığımız concept doğrultusunda eğleniyoruz.Bu sefer ki conceptimiz de urfa sıra gecesiydi ve tabii çiğ köfte yapımı :) Cumartesi günü sabahtan başlayan hazırlıklar,alışveriş ve mutfak saatleri sonrası akşam 19.00 da herkes yavaş yavaş gelmeye başladı.Çiğ köfte tepsisini malzemeleri ile birlikte hazır hale getirmişti Efo...Herkes geldiğinde başlandı yoğrulmaya,elbette peşi sıra çekilen fotoğraflarla anılaştırıldı her dakikası...
                  Daha sonra yavaş yavaş yemeğe ve olmazsa olmaz gitar,saz dinletisine geldi sıra...
                             En son gece 02.00 civarıydı son şarkıları hep beraber söylediğimizde...

Daha sonra konu köpeklere geldi.Benim 4 tane,arkadaşlarımızdan ikisinin de birer tane köpekleri var.Benim köpeklerim Efo ile yaşamaya başladığımızdan beri annemlerle birlikte.Bizde bir rotweiller sahibi olmak istiyoruz,tabii Efo kendini hazır hissettiğinde.Çünkü sabah ve gün içerisinde köpek ile ilgilenmek ağırlıklı olarak,home office çalıştığından Efo'ya ait olacak.Neyse...Rotweillerden konuyu açarak,hayvan sevgisine,ağaçları sevmeye,özellikle kavak ağacı sevgisine(kavak ağacı nasıl konuya dahil oldu anımsamıyorum),köpek düşünebilir-köpek düşünemez tartışmasına;oradan dünyada ki en üstün canlının ne olduğuna derken sabah 05.30 da yattık :) Uyandığımızda sabaha kadar konuştuğumuz konulara da bir güzel güldük :)

Çok eğlendiğimiz,keyif aldığımız zamanın ardından bir sonra ki conceptin dışarıda karaoke ya da evde arka arkaya DVD keyfi olarak belirleyip dağıldık...

Çiğköfteye gelince;tekrar denemeliyiz :)

Mutluluk dolu,huzur dolu haftalar herkese...

23 Ocak 2014 Perşembe

Hayatın akısından kaçtık

Ola beyler ve bayanlar,

Dün ofise gitmemem ve havanın da güzelliğini kâr sayarak,ufak bir kaçamak yaşadık Efo ile...
Evde birkaç işimizi toparladıktan sonra,çıkıp Marmaris büfeye gidip birşeyler atıştıralım dedim ben,önce olur deyip 15-20 dakika sonra ''seni Kristal'e götüreyim güzel bir öğle yemeği yiyelim'' dedi Efo...Olur dedim,giyindik çıktık.Tam siteden çıkarken bu sefer de acaba Mayıs cafeye gidip bira içip yanında bişeyler mi yesek olduk :) Hemen ardından acaba Yeşim'in Yeri'ne mi gitsek,saat olarak erken mi geç mi derken önce Mayıs cafe'de bira içmeye oradan da Yeşim'in Yeri'ne geçip rakı-balık yapma kararı aldık :)
                                   
Mayıs Cafe, Kozyatağı İnönü caddesi üzerinde bulunan,ahşaptan yapılmış,pofuduk koltukları ve duvarlarda ki değişik objeleri ile sıcacık bir mekan.Servisi ve sunumları güzeldir fakat personeli biraz soğuktur ;) Yine de derginizi,kitabınızı alıp okuyabileceğiniz veya sevdiklerinizle sohbet edebileceğiniz rahat bir ortama sahiptir.
Bu mekanın ardından yemeğe gideceğimiz için,bira yanına hazırladıkları sosis tabağı tercihimiz oldu.

Bir saat kadar oturduktan sonra kalktık bu mekandan ve Yeşim'in Yeri'ne geçmek için taksiye atladık.Bulunduğumuz yere yaklaşık 15 dakika,Bostancı sahilinde Dedikodulu Meyhane'nin hemen çaprazında bulunan bu mekan, Efo ile tanıştığımızdan beri çok sık gittiğimiz,rahat ettiğimiz ve keyif aldığımız bir balıkçı...Saat 16.00 gibi girdiğimiz mekândan,10 civarı kalkıp eve geçtik.Bu zaman zarfında konuşmadığımız konu kalmadı,ara ara öyle kahkahalar attık ki kendimizden geçip,personel yanımıza gelip tebessümle kulak kesildi :) Neye bu kadar güldüğümüzü merak etmiş olmalılar :) Aslına bakarsanız 1 litre rakı içtiğimizi düşünürsek,bizde neye ne kadar güldüğümüzü pek kestiremiyoruz şuan :) Tek bildiğim,baş başa yaşadığımız keyifli akşamlardan birini yinelemiş olmamız...
Sabaha karşı uyanıp,rakıdan kaynaklanan her zaman ki baş ağrımı minosetle çözmem dışında,erken uyanmam da bir sıkıntı yaşamadım :) Zaten bünyem alkol aldığımda uyumaya müsait değil,erkenden yatakta dikilenlerdenim :)
Ofisteyim şuan,bir kahve alıp güne devam edeceğim,herkese sevgiler...





19 Ocak 2014 Pazar

Renkli bir cumartesi gününden...

Renkli bir cumartesi sonrası,sakin bir pazar benim için...

Dün sabah ofiste geçirdiğim 3 saat sonrası kendimi Beşiktaş Çarşı'ya attım ve çokta gerekli olmayan birkaç şey aldıktan sonra eve doğru geçmek için motora bindim.Mis gibi bir boğaz havası da aldıktan sonra benim için eşofmanları giyme vakti geldi elbette...Aslında bu cumartesi akşamı için bir arkadaş grubumuz davetlimizdi fakat bir-iki arkadaşımızın salgın dolayısıyla hasta olmasından ertelemek durumunda kaldık.
Eve girer girmez aldık elimize kağıdı kalemi ve market alışveriş listemizi yaptık.Market öncesinde de dvd almak için her zaman gittiğimiz yere ufak bir ziyarette bulunduk.Şahane filmler aldığımızı söyleyebilir.Favori türüm gerilim-korku olmasına rağmen,aksiyon da sık izlediğim türler arasında.

Eve girer girmez aldığımız filmlerden ilkini taktık ve kahve eşliğinde izlemeye başladık.
Bu dört ismi tanımayan yoktur diye tahmin ediyorum. Filmde Robert De Niro'nun evlenecek olması nedeniyle bekarlığa veda partisi yapmak için farklı yerlerden bir araya gelen ve Las Vegas' a giden çocukluk arkadaşların hem duygusal,hem komik hem de arkadaşlığa dair güzel mesajlar içeren sıcacık bir komedi izliyoruz.Bir de ''Ah keşke Las Vegas'ta olabilsem '' diye de iç geçiriyoruz :) Şehrin ışıkları,hareketli yaşamı ve elbette kumarhaneleri beni cezbetmiyor değil. Çöl bölgesini bu şekilde değerlendirmeyi akıl eden kişiyi alkışlamak gerekir.Bu arada filmde Morgan Freeman'dan  inanılmaz bir sadakat örneği izliyoruz ve orada ''gerçekten erkek böyle düşünebilir mi'' diye yanımızda ki beyefendiyi en yumuşak şekilde yoklamaya alıyoruz :)Gerçekten izlenesi izlenesi izlenesi...

Film bitiminde kendimizi bir kaç saatliğine mutfağa adamak için bir müzik açıp mutfağın yolunu tuttuk Efo'yla...En kısa yoldan ne hazırlayabiliriz diye düşündükten sonra,
                                                                 Efkan yoğurtlu ıspanağı,
                                              ben sarımsaklı yoğurtlu karnıbahar kızartmasını,

hazırlayıp,ana yemek olarak ta pilav ve yanında köfte fırına verip güzel bir salatayla masamızı kurduk.
İşte benim için günün en keyifli kısmı asıl bundan sonra başladı.Yemek sonrası,pazar gününe bırakmadan minik kalp kurabiyelerimi yapmak için tekrar mutfağa girdim.Aslında daha fazla tasarım denemekti amacım ama bu hafta için bu tempo yeterli dedim :) İşte sitemin görselleri için hazırladığım iki fotoğraf;


Filmin en sevdiğim cümlesi ile noktalamak istedim postu;
VEGAS'TA OLAN VEGAS'TA KALIR BEYLER...

© 2011 TOPUKLU POLLYANNA , AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena